Mukabele

Mustafa Ünalan

Mukabele: Karşılıklı olarak birbirini onaylamak,kabulleşmek demek, kabul etmek manasındandır. İlk vahi 610 yılında ramazan ayında, kadir gecesinde, hira dağında, vahi meleği Cebrail tarafından peygamberimizin kulağına değil, kalbine inmiştir bunlarda ALLAH kelamı olan vahilerdir, Cebrail okudu peygamber ezberledi değildir. Delil BAKARA 97 ve ŞUARA 194 de açıkça KURAN'I onun kalbine indirdik diyor,peygamberimizde bu vahyi lafuzlarla sesli olarak insanlara tebliğ etmiştir,yazdırınca da KUR'AN olmuştur. Kalbine ilk inende besmele ayetidir,ALAK süresinin ilk ayeti olan Ikra bismi rabbikellezî halak ayeti besmeleye işarettir,bundandırki biz her işe besmele ile başlarız, kitabımız Kuran’a da euzu besmele ile okumaya başlarız. Mukabelenin orijinal olanı, Peygamberimiz SAS Efendimizin kalbine konulan bu vahiyleri her yıl vahy meleği olan Cebrail’e,manasıyla beraber sözlü okuyup anlatmasına mukabele denir. Günümüzde ise ramazan ayında KUR'AN okumaya mukabele deniliyor, aslında buna mukabele denmez,muka denir çünkü muka okumaktır, mukabele manasıyla akılla beraber okumaya denilir.

Günümüzde her gün topluca Kuran’dan, sesli Arapça metni seslendirerek bir cüz okuyorlar, fakat sorduğumuzda bu gün bir cüz okuduk derler, okuduğunuz cüzde neler anlatılıyor, ne anladın denilse çoğunluğu bilmiyorum der. Oysaki İSRA süresi 106'da Biz Kur'an'ı insanlara dura dura okuyasın ve anlıyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik diyor.ALAK süresin ilk ayetlerinden de anlıyoruz ki Kıraat aklın okumasıdır, aklın devrede olduğu, düşünüp anlayarak okumaya kıraat denir.

Tilavet ise, dille seslendirmektir, aktarmak manalarındadır. Kur’an’ın ilk emri kıraat, ikinci emride tilavet, birde Tertil var, Kur’an’ı ağır ağır, hissederek okumaktır, yani Kur’an’ı kıraat,tilavet,Tertil ile beraber okumalıyız.Peygamberimize demek istenilen, bizimde uymamız gereken, Kur’an’ı yaratan rabbinin yüceliği adına aklınla oku, yaratan rabbini yarattıklarına bakarak bul, yaratan rabbinin yüceliğini düşün, yani düşünerek,anlayarak,aklı çalıştırarak okumaya kıraat denir, Kuran’ı böyle okursak mukabele okunmuş olur, yoksa sadece muka yani Arapça seslendirmiş oluruz.

Birde ramazan ayında yanlış anlaşılan kadir gecemiz var,610 yılında ramazan ayının kadir gecesinde, hira dağında ALLAH kelamı vahy olan Kur’an’ın ilk inmeye başladığı geceyi ve peygamberimizin vahy meleği olan Cebrail’i ilk gördüğü bu geceyi ve peygamberliğinin müjdelendiği bu geceyi unutmuş olabilirmi? Sizce peygamberimiz bu üç muhteşem olayın gerçekleştirdiği geceyi unutmuş olabiliriydiki ya tek günlerinde, ya da son on gününde arayın demiş olsun? oysa peygamberlerin Fetânet sıfatları var Peygamberlerin akıllı, zeki ve uyanık olmalarıdır, peygamberimizde tek önder, ve tek örnektir, başkalarını örnek alanlar işte bize o günü uyumayın sadece bir gün sizi cennete götürürler kandırlar,diğer günlerde yatırırlar tembel tembel. Kadir süresinde anlatmak istenen, ortalama bin aya denk gelen insan ömrünün, her günü ve ramazan günlerini, kadir bilerek Müslümanca gerektiği gibi yaşarsak, zaten bir kere değil, bin kere kadir yaşamış oluruz,hemde senelerin her gününde, çünkü her yıl ramazan on gün evvel gelir bir yıl öncesine görede ondan tüm ömrümüz kadir olmuş olur. Kısaca kadir gecesinde inemeye başlayan vahy 'ile aydınlarla, bu ışıktan yararlanmayanların bin ayı anlatılmak isteniliyor kadir süresinde.

banner487

banner487